Antarktika için gizli bir ajandası olan yok

KOÇ ÜNİVERSİTESİ REKTÖRÜ PROF. DR. UMRAN İNAN

Prof. Dr. Umran İnan’ın adı yalnızca Koç Üniversitesi’nin rektörlük koltuğunda ya da Stanford Üniversitesi’nin hocaları arasında yazmıyor. Antarktika kıtasının üzerindeki tepelerden birinde de okuyoruz adını. 1981’den bu yana gidip çalışmalar yaptığı kıtayı en iyi tanıyanlardan biri.

Kıtayı tanımak, her köşesini bilmek demek değil elbette. Uçsuz bucaksız buzulu tanımak mümkün mü? Prof. Dr. İnan, Antarktika’ya nasıl gidilir, orada nasıl çalışılır, bir bilim istasyonu nasıl işler, bunu en iyi bilenlerden biri…
Türkiye’nin de kıtada bir istasyonu olması gerektiğinin konuşulduğu bugünlerde İnan’dan Antarktika’nın  bilimsel ve lojistik bilgilerini aldık.

Prof. Dr. Umran İnan, arkadaşımız Zeynep Miraç’ın Antarktika hakkındaki sorularını yanıtladı. 

Yeni Zelanda’dan Beyaz Kıta’ya kızaklı uçakla yaklaşık 10 saatlik bir uçuş sonucu heyecanlı bir inişle ulaşılabiliyor.
Adınız Antarktika’da bir tepeye verildi. Böyle bir unvan, hangi emeklerinizin karşılığı?

– Yıllar içinde biriken emeklerimin karşılığında bana bahşedildi. Antarktika’da birçok yer henüz isimlendirilmediği için, orada hem derin hem geniş kapsamı olan çalışmalar yapanlara böyle unvanlar veriliyor. Bazılarının ismi bir buzula veriliyor; bazılarını bir vadiye, bazılarının tepeye….

 Siz kıtaya kaç kez gittiniz?

– 13 kere.

 Oraya gidebilmenin koşulları ne? Merhaba ben geldim diyemezsiniz herhalde…

– Antarktika, ABD için Amerikan TÜBİTAK’ı diyebileceğimiz National Science Foundation’a bağlıdır. Kıtada herhangi bir devletin varlığının ancak bilimsel çalışma için olabileceği bir anlaşmaya bağlanmıştır. Bu anlaşma yenilendiğinde, Türkiye sonradan kabul eden ülkelerden biri oldu. Bu bağlamda Antarktika’da her ülke araştırma yapabilir. Oraya gitmek için bilim insanı olarak bir teklif yazarsınız. Dersiniz ki “Şu şu ölçümleri Antarktika’nın şu bölgesinde yapmam gerekiyor”. Nedenini çok iyi açıklamanız gerekir, aksi halde “Git arka bahçende yap” derler. Eğer araştırmanız kabul edilirse, ABD için konuşuyorum, devlet size 200-300 bin dolarlık bir bütçe verir.

 Yalnızca araştırmacılara mı açık bu seçenek?

– Şöyle de oluyor. Orada bilimsel araştırma dışında da işler var; yemek yap, çamaşırları yıka vesaire işler… O işleri yapanların önemli bir kısmı MBA’si filan olan, büyük maaşlar kazanan insanlar. Sırf Antarktika’ya gitmiş olmak için bu işlere talip oluyor, orada duvar boyuyorlar.

‘Sadece bayrak dikmek olmaz’

Türkiye’nin Antarktika üzerine çalışmaları başladı mı?

– Henüz başlamadı. Ama şimdi bir grup var, Türkiye’nin de bir üssü olsun diye çalışıyorlar. Bence de iyi olur. Oraya gitmek için olağanüstü bir kaynak yatırımıyla lojistik tedarik zinciri oluşturmak ne denli akılcı bilemiyorum. Onu bir düşünmek lazım. Diğer devletlerle birlikte çalışarak, onların zaten giden gemileriyle birlikte gidip güzel bir istasyon oluşturulup birtakım bilimsel ölçümler yapılabilir. Bilimsel çalışma yapmadan sadece bayrak koymak için gidilmesi zaten çok yanlış, bizi küçük düşürür.

 Nasıl bir kaynak yatırımından söz ediyoruz?

– Antarktika’daki araştırmalar için ABD’de yaklaşık 250-300 milyon dolarlık bir bütçe var. Bu bütçenin büyük kısmı lojistik destek içindir. Uçaklar, gemiler gidiyor geliyor. Bu işi bir taşeron üstlenir. Antarktika’ya geliş gidişinizden o firma yükümlü olur. Sadece ABD değil, bütün devletler böyle çalışıyor.

 Antarktika’da bir istasyon kurarken “Burası benim demek” yeterli olmaz herhalde. Prosedür nedir?

– Herkes “orası benim, burası benim” diyor. Sonra Rusya ya da ABD gelip “Ben bunların hiçbirini tanımıyorum” dediğinde o sözlerin hiçbir manası kalmıyor. Ama iddialar da devam ediyor. Mesela Şili hamile kadınları buraya getirip çocuklarını burada doğurtuyor. Şili ve Arjantin kıtayı kendilerinin uzantısı görüyorlar. Diğer coğrafyalara göre arka bahçeleri gibi.

 Bunca çaba bilimsel çalışmaların yanında kıtadaki kaynaklarda söz sahibi olmak için, değil mi?

– Olağanüstü kaynaklar var. Petrol bunlardan biri. Bunun dışında başka coğrafyalarda olmayanlar var. Mesela Kiril. Bu bir hayvan, balinanın karnını kestiğinde yüzlerce, binlerce çıkar. Olağanüstü protein yoğunluğu olan bir hayvan ve sadece o bölgede var. Enlemi 60 derecenin altında olan her yer Antarktika’dır. Tarifi odur. Çünkü bazen donar bazen donmaz, yüzölçümü değişir. Japonların o enlemin altında avlanmaları yasaktır. Zaman zaman yakalananlar olur, devletler arasında notalar gelir gider.

‘Özverili bir çalışma’

Bu kaynaklar söz konusu olduğunda insan düşünmeden edemiyor. Mevcut kaynakların hepsini tükettik ve şimdi de bu bakir kıtaya mı gözümüzü diktik?

– Hayır. Antarktika Anlaşması tam da bu nedenle var. Esas amaç, insanların burada sadece araştırma için bulunmasını sağlamak. Bütün insanlığın bugüne kadar görülmemiş bir özveriyle yaptıkları bir iş bu.

 Gizli ajandalar olmadığını söyleyebilir misiniz?

– Yok, çünkü herkes diğerinin istasyonuna uçup istediği zaman her tarafı denetleyip çıkabiliyor. Mesela Güney Kutbu’nda ABD’nin bir üssü var. İsterse Ruslar oraya inip her düğmeye dokunup gidebiliyorlar. Bunu turistik nedenlerle yapanlar bile oldu. Birkaç yıl önce altı yedi Rus pırpır bir uçakla Güney Kutbu’na indiler. Ama acemi oldukları için kontağı kapamışlar. Tabii o soğukta kontağı bir daha açamıyorsunuz. Uçak gömüldü gitti.

 Nasıl dönebildiler?

– On beş günü üste geçirdiler, her yer dolu olduğu için yemekhanede kaldılar. Duyduğuma göre Putin’in ahbaplarıymış, normal Amerikan yoluyla oradan çıkmak için büyük bir para ödediler. ABD onları çıkarmak için 80-100 bin dolar aldı. Kısacası turistik seyahat de mümkün.

 Turistik bir seyahat için cazip bir yer olduğunu söyleyemezsiniz herhalde…

– Aksine. Olağanüstü sempatik bir yer. İnsanın bir gitti mi işi gücü olmasa bir daha ayrılmak istemeyeceği bir yer.

Antarktika’daki istasyonları, isteyen herkes istediği anda denetleme hakkına sahip. Bu da kıtayı denetim altında tutan en önemli etken.

Şili’den gemi ya da Yeni Zelanda’dan kızaklı uçak

Siz kıtaya nasıl bir yolla gittiniz?

– Antarktika’ya iki yerden gidiliyor. Biri Şili. En güneyinde Punta Arenas diye çok rüzgarlı, tozlu bir şehir var. Oradan bir buzkıranla 4,5 günlük bir seyahatle geçersiniz. Olağanüstü dalgalı Macellan boğazıdır orası. Çok zor bir yolculuktur, denizden etkilenmeyen biri olmalısınız. Şili’den vardığınız noktada ABD’nin, Şili’nin, Brezilya’nın, Çin’in üsleri var. Hemen yanında Rusya’nın ufak bir istasyonu var. Her biri bir varlık göstermek için oradalar. Rusya’nın kıtanın farklı yerlerinde istasyonları var ama esas istediği yerler kıtanın doğusunda.

 İkinci seçenek ne?

– Yeni Zelanda’dan kalkan uçak. ABD’nin lojistik desteği Yeni Zelanda’dır. Ve o istasyondaki yerel saat, lojistik destek nereden geliyorsa oranın saatidir. Güney Kutbu’nda saat yok, güneş devamlı yukarıda. Hangi zamanı kullanacaksın? Destek noktasınınkini kullanıyorsun. Onlar ne zaman uyursa sen de o zaman uyuyorsun. Çünkü sana her zaman gündüz.

‘Uçakla on saat sürüyor’

 Gündüz çünkü Antarktika’ya ancak bahar ve yaz aylarında gidiliyor, değil mi?

– Evet. ABD’de kışken Yeni Zelanda’da muazzam bir bahar havası oluyor. Size diyorlar ki “Yarın gidiyoruz”. Uçağa binerken bütün kış kıyafetlerini giyiyorsun, böyle giyinmeye mecbursun. Çünkü uçak düşerse dışarıda hayatta kalacak bir kıyafette olmak zorundasın. Yol on saat sürüyor. Ama asıl dört buçukuncu saatte go-no go kararı veriliyor. Çünkü o sırada hava hakkında bilgi alınıyor. İnilemeyecek gibiyse yarı yoldan geri dönüyorsun. 4,5 saat gittin, 4,5 saatte dönüyorsun. Ter içindesin, etraf yaz, sen o kıyafetlerle. Oteline gidiyorsun, sabah 4’e doğru telefon geliyor: “Hava açıldı, tekrar gel”. Ben bir keresinde iki kere arka arkaya yarı yoldan döndüm. Beş gün bekledik Yeni Zelanda’da.

 Gemi yolculuğu gibi uçak yolculuğu da zor mu? Nasıl bir uçakla gidiliyor?

– Kızaklı bir uçak. Yeni Zelanda’dan tekerlekle kalkıyor, Antarktika’ya kızakla iniyor. Buza iniyor, pervaneleri geri döndürerek durduruyor kendini. Başka türlü durmasına imkan yok. İniş çok sert oluyor. Yer beyaz hava beyaz, havayla yer arasındaki ayrım kayboluyor. Ne zaman yere vuracak bilemiyorsunuz, pilot söylüyor. Uçağın içinde filelerde seyahat ediyorsun, çünkü o bir kargo uçağı. Filede bağlısın, hemen dibinde biri var. On saat o şekilde seyahat ediyorsun, eline de bir sandviç veriyorlar. Güzel bir kitabın varsa iyi.

Prof. İnan, Antarktika’daki istasyonlarda çalışmalar yaparken…

‘Uzayı incelediğimiz en iyi platformlardan biri’

Araştırma alanınız uzay bilimleri. Antarktika uzay bilimleri için nasıl bir kaynak?

– Orada yapılan araştırmaların önemli bir kısmı kıtayı incelemek içindir. Buzları ya da penguenleri. Biz ise orayı uzayı incelemek için bir platform olarak kullanıyoruz. Çünkü dünyanın manyetik alanının konumu itibarıyla Antarktika’nın çok özel bir yeri var. Kuzey ülkelerinde Aurora Borealis diye bir şey vardır, gökte ışıklar oluşur. Uzaydan gelen yüksek enerjili elektronların atmosferle çarpışmasıyla oluşan renk olaylarıdır bu.

 Bu çalışmalarınızın bizim anlayacağımız şekilde karşılığı nedir?

– O çalışmalar sayesinde yakın uzaydaki elektron ve elektromanyetik dalgaların etkileşimini çok daha iyi anladık. Bu, yakın uzaydaki radyasyon seviyeleri uydular için çok önemli. Uyduların içindeki elektronik aygıtlar bir süre sonra bozuluyor. Buna göre, şimdi planlanan uydu projelerinde bu bilgiler göz önünde bulunduruluyor. Temel araştırma olarak da uzayı çok daha iyi anlamış oluyoruz.

 Kıtayla ilişkiniz devam ediyor mu, siz Türkiye’ye gelince durdu mu?

– Çalışmalar devam ediyor. Benden mezun olup başka üniversitelerde öğretim üyesi olanlar var, bir kısmını onlar devam ettiriyor. Benim orada hala mezun etmekte olduğum öğrencilerim var. İlk gittiğim istasyon kapandı. Orada kar her yıl üç feet birikiyordu. Dolayısıyla kurduğunuz binalar her yıl üç feet kara gömülüyor. Şu anda bizim o istasyondaki binalar 50 metre karın altında.

 Bu araştırmalar Antarktika’nın doğasına zarar vermiyor mu?

– Hayır. Tabiat canlıdır, değişen bir şeydir. Antarktika’ya uzaydan baktığınızda görürsünüz ki buzullar bazı yerlerde ilerliyor, bazı yerlerde çekiliyor. Hep aynı buzulun resmini çekerseniz belki o geriliyor olabilir; ama önemli olan yukarıdan bakıp başka yerlerde ilerlemeler oluyor mu değerlendirmesi yapmaktır.